Beykoz Evde Masaj Hizmetleri – Masör Ece

Beykoz Evde Masaj Hizmetleri – Masör Ece

Beykoz Evde Masaj daha çok ufakken harfleri belletmişlerdi bana. Üç yaşına basmış olduğumda, “o”nun “o” bulunduğunu, “s”nin “s” olduğunu tıpkı masanın masa olduğunu bildiğim gibi biliyordum. Alfabeyi de söktürebiliyordum fakat, kitaplar benim için hâlâ bir giz olmakta devam ediyordu. Günlerden bir gün, her şey yerli yerine oturuverdi. Annem, yemek masasının üzerine okuma kitabını açmış, bana bir inek resmi gösteriyordu. Hem resimdeki ineğe bakıyor, aynı zamanda resmin altındaki VACHE yazısında CH olarak söylenilen C ve H Harflerini görüyordum. Bir anda, harflerin adlan değil, sesleri olduğunu fark ediverdim.

Beykoz Evde Masaj harfler, birer simgeydi. O günden sonra, kısa süre içinde okumayı söktüm. Ama yine de, aklımda bazı karanlık noktalar kaldı. Kitaptaki harflerin temsil ettikleri ses olduklarını sanıyordum. Her ikisi de, tanımladıkları nesneden doğuyor ve öylesine birbirlerine bağlı oluyorlardı ki, bu değişmez denklemde herhangi bir hazzı değişkene yer olamıyordu.

Simgenin anlaşılması demek, ille de geleneksel kullanılışının anlaşılması demek değildi. Anneannem bana notaları öğretmeye kalkıştığında, işte bu yüzden var gücümle karşı koydum. Anneannem eline şişini alır, portrenin üzerindeki herhangi bir işareti göstererek, bu çizginin piyanodaki şu notanın karşılığı olduğunu söylerdi.

Beykoz Evde Masaj

Beykoz Evde Masaj ama niçin, niçin ve nasıl? Bu işaret, o notayı nasıl karşılardı? Çizgi çizgi bir kâğıtla müzik araçlarının anahtarları içinde ortak hiçbir şey göremezdim. Karşımdakiler, kanıtlanmamış varsayımları ve fikirleri bana zorla kabul ettirmeye çalıştıklarında, isyan ederdim. Aynı şekilde, mutlak, kesin bir temele oturmayan gerçekleri de kabul etmeye yanaşmazdım. Yalnız mecburi kaldığım zaman boyun eğerdim.

Bence, insanların verdikleri kararlar, azca veya çok kaprislerle belirleniyor ve bu kararlar, benim boyun eğmemi kanıtlayacak bir ağırlık taşımıyordu. Günlerce, böylesi tadı kuralları kabul etmemek için direndim. Ama sonucunda pes ettim ve gam yaparak notaları okumaya başladım. Ne var ki, yalnızca bir oyunun kurallarını öğrendiğim kanısındaydım, gerçekten informasyon kazandığıma inanmıyordum. Oysa aritmetik kurallarını benimsemekte hiç de direnme göstermiyordum; çünkü sayıların mutlak gerçekliğine inanıyordum. 1913 yılının Ekim ayında, şu demek oluyor ki beş buçuk yaşındayken, okula gitmeme karar verildi. Le Cours Desir benzer biçimde pek çekici bir adı olan özel bir okuldu bu.

İlk kısmın başöğretmeni Matmazel Fayet, insanı ürküten, kapitone kapılı bir odada karşıladı beni. Bir taraftan annemle mevzuşuyor, öte yandan saçlarımı okşuyordu. “hepimiz eli sopalı çocuk bakıcısı değil, gerçek eğiticileriz” dedi anneme. Dik yakalı, uzun etekli bir elbise vardı sırtında. Peşinden neler gelecek diye kaygı uyandıracak kadar aşın bir tatlılık, mecburi bir sevimlilik içindeydi. Daha sert, daha ciddi bir davranışı yeğlerdim. Gene de, onunla birlikte geçirdiğimiz ilk günün akşamı, “Yarın okula gidiyorum!” diye sevinç içinde hoplayıp sıçradım evde.