Beykoz Masaj Salonu-Bayan Masör Esra

Beykoz Masaj Salonu-Bayan Masör Esra

Beykoz Masaj Salonu-Bayan Masör Esra Sürücünün ailesi buradan hafta sonlarını geçirdikleri güzel bir ev satın almışlardır. Bu ev huzura, spora ve spordan sonrasında duyulan huzura destek verir. Fakat bu genç delikanlı, tam tersine üniversite birliklerinin en asilinde üyedir. Tabii bu gencin de yapamadıkları vardır; örneğin “Avusturyalı gençlik nereye” gibi makalelerde görünmeyi asla başaramamıştır. Gerçi çocuğun bağlantılarının olması kendisinin bir kanıtı değildir ama yine de bu bir işe yarıyordur. Küçükler acımasızca üst üste düşer ve büyükler ışıklarının parıltısıyla, diğerlerinin ellerine ve ayaklarına basarak güçlü gölgeleriyle geldiklerini bildirirler.

Daha sonra bar-saklarını açarlar ve kendilerinin oluşturduğu rüzgârda kanatlarının uçuşmasını sağlarlar. Onların geldiğini görmek mümkün değildir. Ama onlar birden bire hükümette ve parlementodadır. Tarımsal ürünler de, midemizde zehirlerini yaymaya başlamadan önce, uslu uslu raflarda durmaktadır. Hanım durmak zorundadır. Kar, gece gündüz yağmaya devam etmiştir. Dağ havası sancı vermektedir. Ağaçların arasından düşen güneş ışınları artık yok olmuştur. Delikanlı frene o kadar hızlı basmıştır ki, otomobilin arkasındaki kitaplar genç adamın üstüne düşmüştür. Aslına bakarsanız ön koltuğun boşluğu da her vakit bu işe yaramıştır!

Beykoz Masaj Salonu-Bayan Masör Esra

Beykoz Masaj Salonu-Bayan Masör Esra Hanım gözünün ucuyla arabanın camından içeriye bakar. Bu iki insan birbirini kaçamak bakışmalardan tanıyordun Üniversiteli genç, hanımın mutlaka tanıması ihtiyaç duyulan birkaç güvenli isim söyler. İnsanların yeni kayak ekipı isteklerinin gerçekleştirirken bile en derinliklere kadar yayılan çevredeki yükseklikler karın altından parıldıyordur! Ayrıca müdür bürosunda vergileriyle beklerken kapısını çalmış olduğumızda bizlere hiçbir şekilde yardımcı olmaz. Köylü gençler, babalarından bir tomar dayak yedikten ve hayvanlarca iş güçleri öğütüldükten sonra fabrikanın kapısında herhangi bir iş bulmak için beliriverirler.

Çok geçmeden, trafik lambaları kırmızıyı gösterdiğinde kadınların tırnaklarını boyamaya çalıştıklarını fark edecektir gençler! Ve daha da önemlisi, güzel sofraların ufak misafirleri, yakında kendilerini buldukları ortama, ne kadar da uymadıklarını anlayacaklardır. Deri pantolonlarıyla yere oturmaya çalıştıklarında ise şeflerinin bağırışlarıyla gerisin geriye geri dönmek mecburiyetinde kalacaklardır. Evet, onlar da bu dünyanın çocuklarıdır; sevmek ve acı çekmek için yaratılmış olan çocuklar! Bir yıl sonra da ufak motosikletlerini verip yerine ikinci el otomobil alacak ve büyük bir hırsla çevrede gaz pedalını körükleyeceklerdir.